Bloga dön

At Meydanı'nın Tarihi: Kafemizin Durduğu Yerde Neler Vardı?

At Meydanı'nın Tarihi: Kafemizin Durduğu Yerde Neler Vardı?

Sultanahmet Camii ile Ayasofya bilet gişesi arasında uzanan At Meydanı, Konstantinopolis’in Hipodromu’dur: İmparator Septimius Severus’un 203 civarında yaptırmaya başladığı, Konstantin’in 330’da şehri başkent yaparken büyüttüğü ve bine yakın yıl boyunca Bizans dünyasının en gürültülü yeri olan bir araba yarışı stadyumu. Kafemiz bu stadyumun kenarında duruyor; Dikilitaş kapıdan bir dakika. Fincanınızın altındaki toprağın gördükleri şunlar.

Stadyum

Hipodrom, yaklaşık 450 metre uzunluğunda, on binlerce seyirci alan basamaklı tribünleri olan U biçimli bir arenaydı. Kavisli güney ucu, yani sphendone, bugün meydanın öbür ucunu hâlâ dev tuğla altyapısıyla taşıyor. Ortadan, arabaların etrafında döndüğü ve heykellerle, anıtlarla süslenmiş yükseltilmiş bir bariyer geçiyordu: spina. İmparator yarışları kathisma’dan, arkasındaki Büyük Saray’a doğrudan bağlı imparatorluk locasından izlerdi; kalabalığın içinden geçmeden kalabalığa görünürdü.

Başlangıç kapılarının üzerinde dört yaldızlı tunç at dururdu. 1204’te Dördüncü Haçlı Seferi’yle şehirden çıktılar; bugün Venedik’te, San Marco’dalar.

Spina üzerindeki üç anıt

Spina’dan üç parça yerinde durdu ve hattı beş dakikada yürüyebilirsiniz.

Dikilitaş, milattan önce on beşinci yüzyılda Firavun III. Tutmosis için yontuldu ve I. Theodosius gemiyle Konstantinopolis’e getirtip 390 yılında buraya diktirene kadar Karnak’ta duruyordu. Yolculuktan yalnızca üst bölümü sağ çıktı: yaklaşık yirmi metrelik pembe granit. Asıl konuşan kısım mermer kaide. Kabartmalarında Theodosius ve ailesi kathisma’da, diz çökmüş barbarlar, süren bir araba yarışı ve bir yüzde de dikilitaşın kendisinin halatlarla, bocurgatlarla dikilişi görünüyor.

Yılanlı Sütun daha da eski. Birbirine sarılmış üç tunç yılan, Yunan şehirlerinin MÖ 479’da Plataia’da Perslere karşı kazandığı zaferi kutlamak için döküldü ve Delfi’ye adandı; Konstantin sütunu buraya getirtti. Yılan başları yüzyıllar önce kayboldu — birinin üst çenesi İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde — geriye bugün gördüğünüz burgu kaldı.

Meydanın öbür ucundaki Örme Dikilitaş kaba taş bloklardan bir çekirdek. Onuncu yüzyılda İmparator VII. Konstantin onu yaldızlı tunç levhalarla kaplattı; 1204’ün Haçlıları som altın sanıp levhaları söktü.

Maviler ve Yeşiller

Konstantinopolis’te yarış takımları siyasi ağırlığı olan hiziplerdi ve önemli olan ikisi Maviler ile Yeşiller’di. 532’nin Ocak ayında İmparator Justinianus’a karşı birleştiler; Hipodrom’da kalabalığın “nika” — “kazan” — diye bağırmasıyla başlayan isyan, bugün Ayasofya’nın durduğu yerdeki kiliseyle birlikte şehrin yarısını yaktı. Justinianus kaçmaya hazırlanıyordu; İmparatoriçe Theodora’nın reddettiği kayıtlara geçti. Komutanı Belisarius Hipodrom’u kapattı ve ayaklanma tam bu zeminde bir katliamla bitti; ölü sayısı geleneksel olarak on binlerle anılır. Meydandan gördüğünüz Ayasofya, Justinianus’un isyanın ardından yükselttiği ve 537’de bitirdiği yapı.

Osmanlı’nın At Meydanı

1453’ten sonra Osmanlılar buraya At Meydanı dedi ve Bizans’ın kullandığı gibi kullandı: törenler, şenlikler, geçit alayları. III. Murad’ın oğlu için 1582’de düzenlenen sünnet şenliği haftalarca burada sürdü. Kanuni’nin sadrazamı İbrahim Paşa sarayını batı kenarı boyunca yaptırdı; bugün Türk ve İslam Eserleri Müzesi orada. Kuzey uçtaki Alman Çeşmesi ise II. Wilhelm’in 1898 ziyaretinin anısına gönderdiği, 1901’de açılan hediye.

Bugün üzerinde durmak

Bugünkü zemin antik pistin birkaç metre üstünde; meydanı yürürken arenanın içinde değil, üstünde yürüyorsunuz. Tribünler gitti, spina bir bahçedeki anıt sırasına dönüştü, hizipler yerine turistler var. Ama biçim tıpatıp aynı ve sabah erken, gruplar gelmeden, hâlâ okunuyor.

Okumanın kısa yolu şu: Alman Çeşmesi’nin önünde durup meydanın uzun eksenine bakın. Önce Dikilitaş, sonra Yılanlı Sütun, en uçta Örme Dikilitaş — üçü tek çizgide; bu çizgi spina’nın hattı. Meydanın kıvrılan ucu sphendone’nin üstü. Gerisi hayal gücü.

Bir ipucu daha: Dikilitaş’ın kaidesindeki kabartmalara yakından bakın. Locada oturan imparator ailesinin altında müzisyenler ve dansçılar, dönüşe giren arabalar, dikilitaşı halatla kaldıran işçiler — bin altı yüz yıl önce tam bu meydanda geçen bir öğleden sonranın belgesi. Dakikalarca bakılır.

Kafeye Roots & Roasted adını biraz da bunun için verdik: on yedi asırdır şehrin buluşma yeri olan meydandaki kökler ve ona kattığımız zanaat olarak kavurma. Adresimiz At Meydanı Cd. No:10/1; her gün 09:00–19:00 arası açığız. Teras masasında bir Filtre Kahve (₺340) alın, spina hattına bakın, atların dönüşünü gözünüzün önüne getirin. Sonra yürüyün. Sultanahmet’in geri kalanı ana sayfamızda.